EMO’da Neler Oluyor-1

EMO’da Neler Oluyor-1

Merhabalar,

Dünya zor bir sınavdan geçiyor. Pandemi sebebiyle ekonomiler çökmenin eşiğinde. Kapitalizm zaten son zamanlarını yaşarken pandemi sebebiyle çöküşünü hızlandırdı. Eşitsizlik ve adaletsizliğin son dönemlerde daha da derinleşmesiyle beraber zaten kapitalizmin sona erdiği en büyük kapitalist ülkelerin liderleri tarafından da itiraf ediliyordu. Pandemi de gösterdi ki, kapitalizm insanlık için çare olabilecek bir sistem değil. Başta sağlık sistemi olmak üzere pademi döneminde kapitalizmin birçok aygıtı sınandı ve hepsinden sınıfta kaldı. Artık daha özgür, eşit ve adil bir dünya kurmak için kolları sıvamanın zamanıdır.

Kapitalizme ayrılan sürenin sonuna gelirken AKP’yi de benzer bir son bekliyor. Yapılan tüm anketlerde MHP ile kurulan gerici ittifak %45’lerin üstünde görünmüyor. Ayasofya’nın apar topar açılması bile bu gerici ittifakın sonlanmasını engelleyemeyecek gibi görünüyor. Tabi son anda yeni birşey olmazsa. Çünkü bunca yıllık iktidarın kaybedilmesi ve bir daha geri gelemeyeceği endişesi AKP’yi ve küçük ortağını daha fazla saldırganlaştıracak ve her yolu denemesine yol açacaktır. Elbette AKP’nin geleceği sadece içerideki hamlelerle değil, uluslararası güçlerin nasıl konumlanacağı ile de şekillenecektir.

Eminim hepiniz Türkiye ve dünya üzerine günlerdir yeterince doyurucu ve derinlikli yazılar okuyorsunuzdur. İtiraf etmek isterim ki, okuduklarınızdan daha derin veya yeni birşey söyleme şansım yok. Dolayısıyla ben bu yazıya da başlığını veren asıl meseleye doğru yavaş yavaş yanaşsam iyi olacak.

Türkiye’deki faşizm koşullarının daha da ağırlaşması ve bu faşizm koşullarına karşı yapılan muhalefet etme biçimlerinden hiç şüphesiz siyasal ortam yoğun bir şekilde etkileniyor. Dolayısıyla anlatacaklarımın bu bağlamda değerlendirilmesinin yazdıklarımı daha anlaşılır ve sağlıklı bir şekilde tartışılır kılacağını hatırlatmak isterim.

Bu yazı dizisinde EMO’da son dönemde yaşanan tartışmaları ve özellikle Ankara Şubesi’nin yeni dönemine dair görüşlerimi aktaracağım.

Biliyorsunuz, EMO Ankara Şubesi’nin 24. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını 2 yıl boyunca yaptım. 2020 yılının 15-16 Şubat’ında yapılan 25. Olağan Genel Kurul’da yeniden aday oldum fakat 2088 kişinin oy kullandığı, 2058 oyun geçerli sayıldığı seçimde delegasyonda 924 oy ÇÖDM, 883 oy Demokrat Mühendisler, 187 oy Anadolu Mühendisler grubu oy aldı. Benim içinde yer aldığım Demokrat Mühendisler grubu delegasyonu 41 oyla kaybetti. Kurulların oylamasında ise ÇÖDM’nin en yüksek oyu 981 iken, Demokrat Mühendisler listesinin en yüksek oyu 885 idi. Bu istatistiksel detay yazının ilerleyen veya sonraki bölümlerinde zaman zaman atıf yapacağım bir bölüm olacak. O yüzden ezberinizde tutmanıza gerek yok. 

Seçimler Şubat’ın ortasında tamamlandı fakat tartışmaları bitmedi. Zira seçime süpriz bir şekilde katılıp liste çıkaran Anadolu Mühendisler Grubu ve Ankara Şubeye bağlı il/ilçe temsilciliklerinden katılanlar seçimin belirleyicisi oldu. Özellikle seçim öncesi ÇDM grubundan UA, MM, ŞK ve RÖ’nün Kayseri, Afyon, Kırıkkale, Nevşehir ve Aksaray’a yaptıkları seferler karşılık buldu ve bu illerden taşıdıkları oylarla seçimi kazandılar. Bu illerde kurdukları ittifakların niteliğini burada detaylı anlatmama gerek yok sanırım. Sonuçta eğer bu yazıyı okumaya merak duymuşsanız ve de bu satırlara kadar gelmişseniz eminim ki konuya vakıfsınızdır.

Tabi bu arada sadece çevre iller değil, Ankara’da yıllarca Meslekte Birliğin liste başı olmuş, Türk Telekom’da yönetici olduğu dönemde çalışanların kendi gerici listesine destek vermesi için işleriyle tehdit etmiş, Meslekte Birliğin eski şefiyle de ittifak görüşmeleri yapılmış. Aslında bu ittifak görüşmeleri seçimden önce yapılan Ankara Şube Danışma Kurulu toplantısında ifşa edilmiştir. Bunun üzerine bu eski şef ÇDM grubundan UA’yı arayıp yeniden görüşmelere başlamış ve attığı ÇÖDM’ye destek mesajlarıyla etki alanındaki meslektaşlarını seçime katmıştır.

Yazının girişinde Türkiye’deki konjonktürün sadece iktidar etme biçimini değil, aynı zamanda muhalefet etme biçimini de etkilediğinden bahsetmiştim. CHP’nin son dönemde AKP’ye karşı geniş bir cephe kurmaya çalışırken AKP artıklarını, sağcı gerici güçleri tek bir çatı altında toparlamaya çalışması özellikle son dönemde demokrat çevrelerde yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Birleşik Muhalefet Cephesi kuracağım derken son 18 yıllık tahribatın mimarlarını, sırf şu anda AKP’ye muhalefet ediyor diye demokratlarla aynı saflara çekmenin Türkiye siyasetinde ne gibi sonuçlara yol açacağını ilerleyen günlerde hep beraber göreceğiz. İşte bu yöntemin bir benzerini de Şubat’taki EMO Ankara Şubesi seçimlerinde yaşadık. Demokrat Mühendislere karşı sadece kendi tabanlarını seçime taşıyarak kazanamayacağını anlayan şu andaki mevcut iktidar bloğu, temsilciliklerdeki, Ankara’daki Meslekte Birlik artıkları ile ittifak yapmış ve EMO Ankara Şubesi’ndeki Demokrat geleneğin ara vermesine neden olmuştur. 

Devam Edecek…

Analiz Ücreti Değil Asgari Ücret *

Süreç Nasıl Başladı?

Mühendis, mimar ve şehir plancıları asgari ücreti düzenleme talebi 14-15 Kasım 2009 tarihlerinde EMO İstanbul Şubesi sekreteryalığında düzenlenen “TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı”na sunulan 2 karar önergesi ile yeniden TMMOB’nin gündemine girmiştir. Bu kurultayın en önemli özelliği Türkiye’nin birçok ilinde kurultay öncesinde hazırlık toplantıları yapılmış olması ve sadece kurultaya katılan yaklaşık 900 kişinin yanında hazırlık toplantılarına da yüzlerce üyenin katılmış olmasıdır. Elbette bu kurultay TMMOB’de asgari ücret tartışmalarının ilki değildir. 23-25 Eylül 2007 tarihlerinde MMO sekreteryalığında İstanbul’da düzenlenen “MÜHENDİSLİK, İSTİHDAM VE ÜCRETLENDİRME SEMPOZYUMU”nda da “Ücretli mühendis, mimar ve şehir plancıları için asgari ücret ve ücret” başlığında yine benzer konular tartışılmıştır.

Daha Fazlasını Oku