Postgres’te Replikasyon

22 Eylül 2018’de İstanbul’daki 5.PostgreSQL Türkiye Konferansı’na (https://2018.pgday.istanbul/) katıldım. Konferansta en çok ilgimi çeken konulardan birisi Postgres’te fiziksel replikasyon yaratma başlığıydı. Konferansta “PostgreSQL’de Fiziksel Replikasyon” sunumu yapan Fırat Güleç (https://www.linkedin.com/in/firat-gulec-95b82322/) konuya oldukça hakimdi. Kendisinden sunumunu istedim. Çünkü bizim de mevcut uygulamalarımızda artık replikasyon mimarisine geçmemiz gerekiyordu, çok geç bile kalmıştık. Bu yüzden hızlı bir şekilde replikasyonu gerçekleştirmem gerekiyordu. Bunun üzerine iş başa düştü, ben de kendim araştırmaya başladım. Etkinlikteki sunumlar ben bu içeriği hazırladıktan sonra yayınlandı. (https://2018.pgday.istanbul/#sunumlar)

Daha Fazlasını Oku

Kars Gezisi Notları

Şubat ayı içerisinde 5 günlüğüne Kars’a gittik. Son dönemde oldukça popüler olan ve medyada sık sık haberi yapılan Doğu Ekspresi’ni bir de biz deneyelim istedik. Fakat bu popülerlik yüzünden Doğu Ekspresi’ne bilet bulmak oldukça zor. Bu yüzden biz de tur araştırmaya başladık. Tur firmalarının bir kısmı biletleri pakete dahil ederken bir kısmı da biletleri sizin almanızı bekliyor. Biz de Çiğdemim Derneği‘nin düzenlediği organizasyona dahil olmaya karar verdik. Derneğin anlaştığı tur firması gidişi uçakla, dönüşü ise Doğu Ekspresi ile ayarlamıştı. İlk başta bu fikir bana çok sempatik görünmese de tur sonunda bunun çok doğru bir karar olduğuna karar verdim. Çünkü her ne kadar yataklı trenle yolculuk yapsanız da 24 saatlik yolculuk yorucu oluyor. Bu yorgunlukla tura devam etmek yerine tur sonunda bu heyecanı yaşamak ve sonrasında dinlenmek için zamanınızın kalması daha az yıpratıcı oluyor.

Doğu Ekspresi ile yaptığımız 24 saatlik dönüş yolculuğu ile beraber 6 gün süren yolculukta aldığım notları paylaşıyorum. Bundan sonra da diğer gezilerdeki notlarımı meraklıları ile paylaşmaya devam edeceğim. Bu notlar profesyonel bir rehber anlatımı ile olmayacak elbette. Gezerek dinlenen, aynı anda not almaya çalışan, sonrasında araştırma yapan iki beyaz yakalının notları olacak. O yüzden beklentiyi yüksek tutmamakta fayda var 🙂

Keyifle okumanızı dilerim.

Daha Fazlasını Oku

Ubuntu 16.04 Cuda, CUDNN, Caffe, Torch, Jupyter, Digits Kurulumu

Bu yazı www.openzeka.com sitesinden alınmıştır. Derin öğrenme eğitimine katıldığım sırada Nvidia Digits ve ilgili kütüphanelerin kurulu için aşağıdaki sh’ı incelemenizi öneririm. Lütfne unutmayın, aşağıdaki sh’ı kendi geliştirme ortamınıza göre customize etmeniz gerekiyor.

Daha Fazlasını Oku

Analiz Ücreti Değil Asgari Ücret *

Süreç Nasıl Başladı?

Mühendis, mimar ve şehir plancıları asgari ücreti düzenleme talebi 14-15 Kasım 2009 tarihlerinde EMO İstanbul Şubesi sekreteryalığında düzenlenen “TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı”na sunulan 2 karar önergesi ile yeniden TMMOB’nin gündemine girmiştir. Bu kurultayın en önemli özelliği Türkiye’nin birçok ilinde kurultay öncesinde hazırlık toplantıları yapılmış olması ve sadece kurultaya katılan yaklaşık 900 kişinin yanında hazırlık toplantılarına da yüzlerce üyenin katılmış olmasıdır. Elbette bu kurultay TMMOB’de asgari ücret tartışmalarının ilki değildir. 23-25 Eylül 2007 tarihlerinde MMO sekreteryalığında İstanbul’da düzenlenen “MÜHENDİSLİK, İSTİHDAM VE ÜCRETLENDİRME SEMPOZYUMU”nda da “Ücretli mühendis, mimar ve şehir plancıları için asgari ücret ve ücret” başlığında yine benzer konular tartışılmıştır.

Daha Fazlasını Oku

İçerik Tabanlı Görüntü Erişiminde Öznitelik Füzyonu

Haziran 2016’da Japonya’da düzenlenen “International Workshop on Pattern Recognition”na kabul edilen ve Yard. Doç. Dr. Emre Sümer ile beraber hazırladığımız makalenin tamamına ulaşmak için burayı tıklayınız…

Bu çalışmada, içerik tabanlı görüntü erişim problemlerinin çözümünde tercih edilen tanımlayıcılardan en yaygın olarak kullanılan SIFT (Scale Invariant Feature Transform), SURF (Speeded-Up Robust Features) ve ORB’nin (Oriented FAST and Rotated BRIEF) performansları değerlendirilmiş ve probleme özgü tanımlayıcı tercih etmek yerine jenerik bir çözüm olarak “Ağırlıklandırılmış Öznitelik Füzyonu” önerilmiştir. Inria’nın 2 temel veri kümesi üzerinde testler yapılmış ve geri getirim sonuçlarının hassasiyetinin yükseltilmesi hedeflenmiştir. Önerilen yaklaşımın, tanımlayıcıların tek başlarına uygulandığı durumlarda; ORB’nin tek başına uygulandığı duruma göre %10-30, SIFT’in tek başına uygulandığı duruma göre %9-22, SURF’un tek başına uygulandığı duruma göre %12-29 daha az False Positive ürettiği gözlenmiştir.

İçerik Tabanlı Görüntü Erişim Yöntemi ile Fotoğraf Tespiti ve Logo Tanıma

Kasım 2013’te Ankara’da düzenlenen “Ulusal Bilişim Kurultayı”nda sunulan, Güven Köse, Tuğcem Oral ve Bora Çelikkale ile beraber hazırladığımız makalenin tamamına ulaşmak için burayı tıklayınız…

Bu çalışmada, son zamanlarda oldukça yaygın bir araştırma konusu olan İçerik Tabanlı Görüntü Erişimi  yöntemi ile geliştirilen ürünümüzden bahsedilecektir. Sorgu olarak verilen fotoğrafların/logoların alt seviye özniteliklerinin çıkarılması, indekslenmesi ve internetten çekilen görüntülerle/logolarla benzerliklerinin karşılaştırılması çalışmanın temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Ürün, tüm internet dünyasının taranması yerine alana özgü ve detaylı bir taramanın  yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Yanı sıra, kullanılan içerik bilgisi ve yöntem sayesinde  problemlerden minimum etkilenme sağlanmıştır.

İçerik Tabanlı Görüntü Erişim Yöntemi ile Fotoğraf Tespiti

2013 yılında Bursa’da düzenlenen “Ulusal Yazılım Kongre ve Sergisi”nde sunulan, Güven Köse, Tuğcem Oral ve Nazlı İkizler Cinbiş ile beraber hazırladığımız makalenin tamamına ulaşmak için burayı tıklayınız…

Günümüzde görsel veritabanlarının genişlemesiyle beraber bu verilerin indekslenmesi ve bu verilere erişim üzerine birçok çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmada, son zamanlarda oldukça yaygın bir araştırma konusu olan İçerik Tabanlı Görüntü Erişimi yöntemi ile geliştirilen ürünümüzden bahsedilecektir. Sorgu olarak verilen fotoğrafların alt seviye özniteliklerinin çıkarılması, indekslenmesi ve internetten çekilen görüntülerle benzerliklerinin karşılaştırılması çalışmanın temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Ürünün önemli bir bileşeni olan sayfa getirici modülü ile tüm internet dünyasının taranması yerine alana özgü ve detaylı bir taramanın yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Yanı sıra kullanılan içerik bilgisi ve yöntem sayesinde erişimin, fotoğraflardaki olası kesme, dönme, dönüştürme, renk değişimi gibi problemlerden minimum etkilenmesi sağlanmıştır.

EMO’da Neler Oluyor-4

Yeniden merhabalar,

EMO 47. Olağan Genel Kurulu tamamlandı. Mart ayının son haftası yapılması planlanan genel kurul pandemi nedeniyle Ağustos ayına ertelenmişti. Gerek genel kurul gerekse de seçimlere dair söylenecek çok söz var. Hem genel kurulda yaşananları hem de görevini tamamlayan, EMO tarihinin en başarısız ve en beceriksiz yönetimlerinden birisi olan 46. Dönem Yönetim Kurulu’na dair düşündüklerimi bu dizinin ilerleyen bölümlerine saklıyorum. Dizinin 5. yazısını, bir önceki yazıda giriş yaptığım konuya ayıracağım.

Bu bölümde, bir önceki yazımda kısaca girdiğim, genişletmeye dair ipuçları verdiğim konulara değineceğim. Mühürsüz seçimle iş başına gelen EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu’nda Başkanlık ve Yazmanlık görevlerini yürüten arkadaşlarla 24. Dönem içerisinde yaklaşık 1 yıl görev yaptık. Şubat 2019’da bu arkadaşlar, bir personel atamasıyla ilgili kararın oylamaya gitmesi, bu oylamada da 4-3 bizim lehimize sonucun çıkmasının ardından istifa ettiler. Üstelik önerdiğimiz adayla ilgili olarak ilk konuşmayı şimdi Şube Başkanı olan arkadaşla konuşmuştuk. Kendisi ‘tamam, anlaştık. O ismi sen önerme, kabul etmezler. Ben söyleyim, ortak adayımız olduğu anlaşılırsa kabul ederler’ demiş ve aradan 2 gün geçtikten sonra yan çizmeye başlamıştı. Bunun nedenini sorduğumda ise ‘beni çok fazla arayan oldu, UA abi aradı, onların da adayı varmış’ diye yanıt vermişti. Şubat 2019’daki tartışmalı YK toplantısından bir gün önce öğrendim ki, UA abisinin önerdiği adayla hafta sonu buluşup konuşmuşlar ve ‘mülakat’ yapmışlar. Önerdikleri bu aday kabul görmedi. Yönetim Kurulunun bu kararının görüşüldüğü toplantıya boş beyaz kağıtla gelen, yani istediği karar çıkmazsa istifa edeceği iması ile bizleri mafyatik bir yöntemle ‘korkutan’ ve her zaman şov yapmayı seven arkadaş istifasının ardından bizi çoğunlukçu olmakla, çoğunluğun kararını ‘dayatmakla’ suçlamıştı. Bu arkadaşla beraber istifa eden ÇDM grubundan bir diğer arkadaş, şu andaki EMO Ankara Şubesi Saymanı da benzer gerekçelerle istifalarını açıklamaya çalıştılar. Yaklaşık 1 ay boyunca bu arkadaşları istifalarından vazgeçirmeye çalıştık. Bu yüzden de istifalarını beklettik. Hatta aldığımız kararı geri çektik, bekledik. Fakat istifalarını geri çekmeyeceklerini anlayınca işleme koyduk. Ve yedekleri sırası ile çağırmaya başladık. Şu anda yönetimde Yazman görevinde bulunan ve dürüstlüğüne bu dönem başına kadar inandığım arkadaş da grup kararı gereğince istifa etti.

Kaderin bir cilvesi midir bilinmez, bu dönem, yani 25. Dönem Yönetim Kurulu 9 Haziran 2020 tarihindeki toplantısında mevcut Teknik Müdürün Şube Müdürü, mevcut Teknik Görevlinin de Teknik Müdür olması yönünde karar alıyor. Ve bilin bakalım bu karara kim muhalefet ediyor? 3 kişi. Bu 3 kişinin 2’si, Şubat 2019’da istedikleri atama yapılmadığı için yönetimden istifa edenler. Ve biz şu anda Ağustos’un son haftasındayız. Yani 9 Haziran’dan bu yana 2,5 aydan fazla bir zaman geçmişken, o zaman çok ‘ilkeli’ duran şovmen Şube Başkanı koltuğuna sıkı sıkıya sarılmış, bırakmamak için ‘cengaverce’ mücadele ediyor. İşte bu siyaset yapma biçimine bir önceki yazımda ‘sol liberal ilkesizlik’ demiştim. Ha siz bunun adına ‘sol görünümlü liberal pragmatizm’ dersiniz, o da kabulümdür.

Bir diğer çelişki de, Şubat 2019’da istifa edenler arasında yer alan, ÇDM grubundaki arkadaştır. Bu arkadaş istifa ettikten sonra grup sözcüsü ‘biz çoğunluğun azınlığa tahakküm ettiği yerde duramayız’ (cümleyi böyle kurmadı, zira bu cümleyi kurabilecek bir siyasal birikimin kendisinde olmadığını tüm örgüt bilir. Ben onun açıklamalarını toparlamaya çalıştım) diye açıklama yapmıştı. Oysa belli ki ÇDM’nin derdi, siyasal bilgiler tarihindeki demokrasi kavramına dair teorik bir tartışma yapmak değildi, kendi istedikleri elemanın atanmaması üzerine istifa etmeleriydi. Çünkü 9 Haziran’daki kararın ardından, olumlu yönde oy kullanan 4 kişinin içinde yer alan arkadaşın aklına nedense bu sefer Şubat 2019’da ifade ettikleri ‘çoğunluk-azınlık’ çelişkisi gelmemişti. İstediğini almıştı, zaten ÇDM’nin EMO’daki siyaseti ‘masaya ve kasaya yakın olmak’ değil miydi? ÇDM’nin ilkesiz siyasetine ayrı bir bölüm değil, ayrı bir yazı dizisi açma mecburiyeti var. Onu da ilerleyen bölümlerde detaylı bir şekilde aktaracağım.

İlle dostun bir tek gülü yaralar beni

Hikaye o’dur ki, Pir Sultan idam edileceği sehpaya yürürken Hızır Paşa emir verir: “Herkes Pir Sultan’ı taşlasın, taş atmayanın boynu uçurulacak, bilsin.” Uğruna mücadele ettiği halk, Pir Sultan’ı taşlamaya başlar. Taşlar Pir Sultan’a kadar gelmekte, ama ona değmeden yere düşmektedir. Pir’in musahibi (can yoldaşı) Ali Baba, taş atmasa da can korkusundan Pir’e bir gül atar. Gül, Pir’e değer ve yaralar. Al kanlar akar Pir’in bedeninden. Ve Pir Sultan’ın ağzından dökülen mısralarda şu yer alır: ‘İlle dostun bir tek gülü yaralar beni.’

EMO içerisindeki demokrasi cephesinin önemli bir bileşeni olan Toplumcu Mühendisler (TM) Şubat 2019’dan 9 Haziran 2020’ye gelen süreç içerisinde, yani yaklaşık 1,5 yılda nasıl oldu da bu kadar savrulabildi? Aslında bu sorunun yanıtı için Oda içerisindeki gelişmeleri yani filmi daha önceye sarmak lazım. Ama gelin biz bunun Türkiye siyasetindeki ‘Yetmez Ama Evet’ koalisyonunun ortaya çıkışı, 2010 referandumundaki siyaset yapma biçimi ile benzerliklerine bakalım.

AKP iktidarı için 12 Eylül 2010 referandumu önemli dönemeçlerden birisi idi. 12 Eylül’le hesaplaşma adı altında getirilen Anayasa değişikliği cemaatin yargı içerisindeki örgütlenmesine alan açan bir düzenlemeydi. O dönem demokrat çevreler bu düzenleme ile AKP’nin yargı içerisinde bir cunta kuracağını ifade etmişti. O zaman cemaat bugün artık FETÖ diye adlandırılan çetenin lideri Fettullah Gülen ‘ölülerinizi bile mezardan kaldırın, oy vermeye götürün’ demişti. Dediklerini de yaptılar. Avustralya’dan, ABD’den, Afrika’dan, dünyanın bir çok yerinden insanlar sadece oy kullanmak için Türkiye’ye geldiler ve bu değişiklik %58’le kabul edildi. İşte tam da o dönemde demokratların kafasını karıştıran bir hareket türedi: Yetmez Ama Evet koalisyonu. Solcu bildiğimiz, demokrat diye tanıdığımız çevre ve grupların da içerisinde yer aldığı bu koalisyon her gün televizyonlardan, gazetelerden bize 2010 referandumu sonucunda darbe ve darbecilerle hesaplaşılacağını, demokrasimizin gelişeceğini, ifade özgürlüklerimizin genişleyeceğini salık veriyordu. Bu değişikliklerin yetmediğini ama onay vermek için yeterli olduğuna dair ikna etmeye çalışıyorlardı toplumu. Daha sonradan büyük bir kısmı özeleştiri veren bu YAE’ci cenah Türkiye’deki demokrasi tarihinde çok önemli bir kırılmaya yol açtılar. Ama tabi olan tüm demokrat kesimlere oldu. AKP için kullanışlı bir aparat olan YAE koalisyonunun bizzat AKP tarafından finanse edildiğini, FETÖ’cü birçok ismin bu işin içerisinde yer aldığı deşifre oldu.

İşte EMO Ankara Şubesinde, daha sonra da geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen EMO Genel Kurulu’nda ortaya çıkan manzara Türkiye’nin 2010 referandumu sürecindeki kırılmalarının bir benzeridir. Çünkü (daha öncesi olmakla birlikte) Şubat 2019’da EMO Ankara Şubesinde başlayan toplu istifa sürecinin amacı öncelikle EMO Ankara Şubesi 24. Dönem Yönetim Kurulu’nu çalışamaz hale getirmekti. Toplam 5 istifa ile yönetimi köşeye sıkıştırıp ‘bunlar dönemi tamamlayamazlar, tamamlasalar bile bir iş beceremezler’ dedikleri yönetim kurulu bütçe fazlası verdi. Onlarca eğitim, webinar, söyleşilerle onları ters köşe yapacak bir performans gösterdi. Bunun üzerine yönetimin bu performasının demokratlar arasında ciddi bir karşılık bulduğunu gördüler, ön seçimden çıkamayacaklarını anlayınca meslekte birlik artıklarıyla ilişki kurmaya başladılar. Çünkü demokrat unsurlar dışındaki çevrelerden oy almadan iktidar olamayacaklarını biliyorlardı. Bu yüzden Danışma Kurullarına katılmaktan ve kurulan komisyona isim vermekten kaçtılar. Sonra da ‘ama bize haber vermeden Demokrat Mühendisler adıyla liste çıkarıyorsunuz’ diye söylenmeye başladılar. Oysa tüm bu süreci başından itibaren planlayan, yani 12 Eylül referandumu sürecindeki YAE koalisyonu benzeri bir yaklaşımla EMO Ankara Şubesindeki mühürsüz seçim sürecini ve ittifakları örgütleyen mevcut Şube Başkanı ve ÇDM sözcüsüdür. Öyleki EMO Ankara Şubesi Genel Kurulundan 2 gün önce Demokrat Mühendisler’in iki sözcüsü meslekte birlik artıklarıyla ittifak kurulmaması gerektiği, bu yarışın demokratlar arasında bir yarış olduğuna dair açıklama yapmak üzere beni ve şimdiki Şube Başkanını davet ettiler. Ben kabul ettim, yapacağım açıklamayı da hazırladım. Fakat bu arkadaş bırakın açıklama yapmayı, yapılan teklife yanıt bile vermedi. Dolayısıyla bir açıklama yapılamadı. Çünkü iktidar olabilmek için demokratlar dışındaki unsurların desteğine ihtiyaç duyduğunu biliyordu.

EMO Ankara Şubesi’nde meslekte birlik artıklarıyla kurulan bu ittifak bu yılın Mart ayında çatırdamaya başlamış, çatırdama Mayıs ayında su yüzüne çıkmış, EMO Genel Kurulu ile de şimdilik dağılmıştır. Çünkü Şubat 2020’deki seçimlerde Demokrat Mühendisleri tasfiye eden ittifak ortakları, Ağustos 2020’de birbirlerini tasfiye eder hale gelmiş ve şu anda EMO Ankara Şubesi yönetimi azınlık koalisyonu haline gelmiştir.

Her ne kadar bu süreci örenin en önemli bileşeni olarak mevcut Şube Başkanını işaret etsek de içinde yer aldığı TM’ler bu konuda kendisini destekleyerek var olan suçun ortağı haline gelmişlerdir. Dolayısıyla tek bir kişiyi suçlayarak bu meselenin politik boyutunu gözden kaçırırız. Şubat 2019’da ÇDM ve Direnç’le kurdukları ittifak ile EMO’da da başat olacağını zanneden bu yapı Ağustos’taki EMO Genel Kurulu’nda ÇDM ve Direnç’in kendilerini yarı yolda bırakması üzerine duyduğumuza göre ‘bize bu adamların böyle olduğunu neden söylemediniz’ diye yakınmaya başlamış. ÇDMve Direnç’in EMO’ya dair projesinde kullanışlı bir aparat olduklarını farkedebilmeleri için sanırım biraz daha zamana ihtiyaçları var. Çünkü ÇDM ve Direnç grubu biliyordu ki, solcu görünen birisini başkan adayı çıkaramadan EMO’da meşru zemin yaratamazlardı. Direnç’in EMO’da tartışmalı olması, ÇDM’nin de elinde başkanlık yapacak yeterlilikte kadro olmaması sebebiyle TM’lere ihtiyacı vardı. Şov yapmayı seven, yaptığı popülist çıkışlarla kendinden bahsettirmeyi seven bir isim bütün işlerini görecekti. Sonrasında yaptıkları ‘Beyanımızdır’ başlıklı 1,5 açıklamayı (2 açıklama yapıldı ama ikinci açıklamanın yarısı öncekinin aynısıydı) dikkate almak mümkün değildir. Çünkü ‘valla billa bizim bunlardan haberimiz yok. Kim yaptıysa çıksın açıklasın’ türünden ifadeler samimiyetten uzaktır. Yapacakları tek birşey vardır: Özeleştiri içeren bir açıklama yapmaktır. Genel Kurul kürsüsünden, tüm delegasyon önünde Kayseri’de kimlerle ittifak kurulduğuna dair yapılan ilk açıklama, ÇDM içerisinde yer almış bir delege tarafından yapılmıştır. Şimdi sıra EMO Ankara Şubesi Yönetiminde bulunan tüm ittifak bileşenlerinin benzer özeleştirileri yapmasındadır.

Yaşanan bu dönüşümün EMO’ya ve EMO Ankara Şubesine nasıl sirayet edeceğini, Aralık 2019’da merkezde kurulan ‘paralel Ankara Şube’ çalışmalarını ve bunları bizzat inşa eden EMO 46. Dönem Yönetim Kurulunun çoğunluğunu oluşturan yapının günahlarını tarih elbet yazacaktır. Ben eğer bu yazdıklarımla kitabı aralayabildiysem ne ala.

Sevgiler.

EMO’da Neler Oluyor-3

Yeniden merhaba,

Yaz aylarının bu son günlerinde, EMO 47. Olağan Genel Kurulu’na kısa bir süre kalmışken yazı dizimize devam ediyoruz. Derdim EMO Genel Kurulu öncesinde bu yazı dizisini tamamlamak değil. Zira bu yazılarda dikkat edeceğiniz üzere EMO Ankara Şubesi üzerine yoğunlaştım. Elbette EMO Ankara Şubesinin bu hale gelmesinde EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu’nda çoğunluğu oluşturan unsurların katkısı ve etkisi var. Bu etki ve katkıları da ilerleyen bölümlerde mutlaka göreceksiniz.

Bir önceki yazımda mühürsüz seçimle işbaşına gelen EMO Ankara Şubesi 25. Dönem Yönetim Kurulu’nun ilk iş olarak demokrat İl Temsilcilerini görevden aldığından bahsetmiştim. Yazıyı okuyunca birkaç detayı atladığımı farkettim ve şunları da eklemek istedim:

Görevden alınan temsilcilerin illeri ile mühürsüz seçim arasında direkt bir ilişki görebilirsiniz: Demokrat Mühendislerin yaptığı açıklamadaki seçim katılımlarını incelediğinizde seçimi belirleyen Konya ve Kayseri olmuştur. Mühürsüz seçimlerden yaklaşık 1 yıl kadar önce Konya’daki Anadolu Mühendisler grubuyla temas kuran ÇDM sözcüsü UA, bu grupla Konya’nın Şube olması meselesi üzerine pazarlık yapmıştır. Gizli yürüyen bu pazarlığın ortaya çıkmasıyla beraber bir anda panikleyen ÇDM, seçim sürecinin tümünde olduğu gibi, sorumluluğu almak yerine yine Toplumcu Mühendisleri (TM) öne sürdü. Toplumcu Mühendisler de Şube Yönetimi için yaptığı pazarlık sonucu elde ettiği Başkanlık ve Yazmanlık mevkilerini kaybetmemek için buna ses çıkarmadı. ‘Eğer ittifaklarımızdan birisi dahi bu unsurlarla görüşmüşse ilişkimizi gözden geçiririz’ diyen mevcut Şube Başkanının sol liberal ilkesizliğine dair diğer örnekleri yazının ilerleyen bölümlerinde paylaşmaya devam edeceğim.

Konya meselesinde başta ÇDM olmak üzere mevcut yönetim ittifak bloğunu rahatsız eden asıl etken şu idi: ÇDM’nin yaptığı hesapta Konya’dan Anadolu Mühendisler Grubu diye bir grubun çıkacağı yoktu. Buradaki yaklaşık 100 civarındaki üye ile Konya’nın Şube yapılması üzerine pazarlık yapılmış, bunun karşılığında da Konya’daki üyeler ÇDM’nin içinde yer aldığı listeye destek verecekti. Fakat pazarlık ortaya çıkıp ÇDM sözcüsü UA söz verdiği halde Konya’daki toplantıya gitmeyince Konya’daki üyeler Anadolu Mühendisler Grubu adıyla bir liste çıkardılar ve seçime girdiler. Aldıkları oy ile de sadece Konya’dan değil, Ankara ve çevre illerden de destek alabildiklerini gördüler. Genel Kurul kürsüsünde ÇDM sözcüsü UA’nın ‘burası meslek odası, siyaset yapma yeri değil’ sözleriyle Kayseri ve Konya’dan gelenlere şirin görünmeye çalışması, Konya için pek etkili olmadı. Zira Konya’dan gelen üyeler UA ile randevulaştıklarını, fakat son anda UA’nın bu görüşmeyi iptal ettiğini açıkça ifşa ettiler. ÇDM sözcüsü UA ise hesabı bozulunca bu sefer rotasını Kayseri, Nevşehir ve Aksaray’a çevirdi.

Mevcut Şube Yönetimini oluşturan ittifak bloğunun Ankara’daki sağcı ve gerici unsurlarla görüştüğünün ortaya çıktığı Danışma Kurulu toplantısına son anda rahatsızlanan ÇDM sözcüsü katılmadı. Ne hikmetse ertesi gün bir anda iyileşiyor ve Kayseri, Nevşehir ve Aksaray’a doğru yola çıkıyor. Nevşehir ve Aksaray’da beklediği kitlesel desteği bulamayan ÇDM sözcüsü Kayseri’de geniş katılımlı bir toplantı yapıyor. Bu toplantıda “önce şube, sonra merkez, sonra TMMOB”, “20 yıldır aynı derebeylerin oyuncağı olan Oda’mız için”, “%3 lük çetelerin bizi temsil etmelerine izin vermeyelim” diyenlerle ittifakını yapıyor. Elektronik Mühendislerinin mağduriyetini kullanıp Kayseri’ye Şube olma sözü de veriyorlar. Seçime katılım konusunda ise İyi Parti’nin Kayseri eski İl Başkanı üzerinden partileri de devreye sokuyorlar.

Bu zamana kadar Direnç ve TM’in açıklamalarında sürekli Konya vurgusu yapılırken, Kayseri’deki görüşme trafiğinden bahsedilmemesi işte tam da bu yüzdendir. Konya’dan bekledikleri desteği göremedikleri için bu konuyu her seferinde gündem yapıyorlar, fakat Kayseri’den destek aldıklarını, delege listelerinde Kayseri’deki gerici unsurlara yer verdiklerinden asla bahsetmiyorlar. Mevcut iktidar bloğu mühürsüz seçimi kazanmalarına sebep olan Kayseri desteğinin görünür olmasını istemiyor. Çünkü mühürsüz seçimi delegasyonda 42 oy farkla kazanan mevcut yönetim Kayseri’den seçime 110 üyenin katıldığının, yani seçimi belirleyen en önemli unsurun Kayseri olduğunu itiraf etmek istemiyorlar.

Tüm bu süreçte Konya’da il temsilcisi olan ve Anadolu Mühendisler Grubuna destek veren HMA, Demokrat Mühendislere destek veren MK, Kayseri’de il temsilcisi olup ÇDM’nin toplantısına katılmayan ME görevden alındılar. Yerlerine ise yeni dönemin gerici ittifaklarına uyumlu olacak isimler atandı. Üstelik bu atamaları yönetim bloğundaki ittifakın 2’si yaptı. TM’ler başkanlık ve yazmanlık aldıkları için aldıkları tavizlere karşılık diğer 2 gruba taviz verdiler.

Görevden alma kararları EMO YK’nın gündemine geldiğinde iki kişi bu kararlara şerh düştük. Şerhimizin detayında da tüm bunları ifade ettik:

http://www.emo.org.tr/genel/yk_kararlar.php?kurulkod=3200&toplantikod=2050

http://www.emo.org.tr/genel/yk_kararlar.php?kurulkod=3200&toplantikod=2058

Sanırım ilk yazımda ifade ettiğim, yaşanan sürecin sıradan bir seçim olmadığı tespitini yukarıda detaylandırdıklarımla beraber daha da anlaşılır yapabilmişimdir.

Sevgilerimle…

EMO’da Neler Oluyor-2

Yeniden merhaba,

Yazı dizisinin 2. bölümü ile yeniden karşınızdayım.

İlk bölümü okuyanların aklına büyük olasılıkla şu soru gelmiştir: Neden burada bunları yazıyorum? Seçimin üzerinden 6 ay geçmiş, daha yeni mi aklıma geldi bunları yazmak?

Sevgili okurlar, aslında internet ortamında, kamusal bir ortamda bir meslek odasında olup bitenleri yazmak pek tercih edilen bir yöntem değildir. İdeal koşullarda Meslek Odalarının şimdiye kadarki pratiği de göstermiştir ki, daha dar iletişim kanallarında tartışmalar yürütmek, bu tartışmaları sınırlı kadrolarla yapmak daha çok tercih edilen bir yöntemdir. Fakat seçimin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen pandemi bahanesiyle EMO Ankara Şubesi’nin Danışma Kurulu’nun toplanmaması, daha doğrusu EMO Ankara Şubesinde rutin MİSEM eğitimleri dışında herhangi bir faaliyetin olmaması, dolayısıyla da bu tartışmaların yapılabileceği ortamların mevcut yönetim tarafından hazırlanmamış olması beni bu değerlendirmeleri kendi blogumda yapmaya yöneltti.

Önceki yazımda EMO Ankara Şube seçimlerine dair tespitlerimi ve analizlerimi paylaşmıştım. Bu yazıda yaptığım tespitlerden ve analizlerden daha detaylı ve somut delilleriyle örneklendirilmiş diğer açıklamaların linklerini paylaşmamıştım. Bu açıklamalardan kendimce önemli gördüklerimin linklerini aşağıda paylaşıyorum:

https://emektenyanamuhendisler.org/emoda-gericilige-sagcilasmaya-gerici-ve-fasistlerle-isbirligine-karsi-cagri-baslikli-yazi-dizimizi

https://emektenyanamuhendisler.org/emoda-gericilige-sagcilasmaya-gerici-ve-fasistlerle-isbirligine-karsi-cagri-1

https://emektenyanamuhendisler.org/emoda-gericilige-sagcilasmaya-gerici-ve-fasistlerle-isbirligine-karsi-cagri-2

https://emektenyanamuhendisler.org/emoda-gericilige-sagcilasmaya-gerici-ve-fasistlerle-isbirligine-karsi-cagri-3

https://emektenyanamuhendisler.org/emoda-gericilige-sagcilasmaya-gerici-ve-fasistlerle-isbirligine-karsi-cagri-4

https://emektenyanamuhendisler.org/emoda-gericilige-sagcilasmaya-gerici-ve-fasistlerle-isbirligine-karsi-cagri-5

Bir diğer kapsamlı açıklama ise geçtiğimiz günlerde Demokrat Mühendisler tarafından yapıldı: http://demokratmuhendisler.net/2020/08/14/meslekte-birlik-artiklariyla-ittifak-yapanlara-oy-yok/

Bu açıklamalardan da görüleceği üzere 6 ay önce Ankara Şubede yaşanan seçim sürecinin aslında sadece Ankara Şube seçimleriyle sınırlı kalmadığı bir dönemi yaşadık. Bunun en somut örneklerini de seçimin hemen ardından, seçilen yeni Yönetim Kurulu’nun temsilciliklerle ilgili aldığı kararlarla somutlandı.

Yeni seçilen mevcut Ankara Şube Yönetimi, EMO Ankara Şubesi gibi yıllarca EMO’nun tüm kritik dönemeçlerinde belirleyici bir konuma sahip olan bir birimin 2020-2022 yılları arasın kapsayacak 25. Döneminin çalışma programını hazırlamak yerine (bu yazının yazıldığı tarihte hala çalışma programı yayınlanmamıştı, bu yönde bir hazırlık da henüz görünürde yok!) seçimde kendisine ‘muhalif’ olan temsilcileri görevden almakla başladı. Konya, Kayseri ve Erzurum’da yıllarca EMO örgütlülüğüne gönüllü olarak hizmet etmiş, kimisi zaman zaman (EMO’nun merkezi siyasal duruşunu İç Anadolu’nun mevcut siyasal yapısı içerisinde savunuyor olmaktan kaynaklı) bu uğurda bedeller ödemiş olan meslektaşlarımızı, kendilerine haber dahi vermeden Yönetim Kurulu kararı ile görevden aldılar. Bu görevden alma yeni seçilen yönetimin kendi kadrolarıyla çalışma ihtiyacı olarak yorumlanabilir. Eğer meseleye yabancı iseniz, yaşanan gelişmeleri sıradan bir seçim olarak görüyorsanız, bu yorum geçerlilik kazanabilir. Fakat yaşananları (bir önceki yazımda da belirttiğim gibi) ülkedeki yaşanan siyasal gelişmeler ve EMO’da yapılmak istenen siyasal dönüşümle beraber okuduğunuzda aslında görünen gerçeğin ötesinde başka bir gerçekle yüzleşmeniz kaçınılmazdır.

Türkiye 2017 yılının Nisan ayında rejim değişikliğini içeren bir anayasa değişikliğini oyladı. OHAL koşullarında, rejim değişikliğine yol açan bu referandum neticesinde inşa edilmeye çalışılan yeni dönemin sancılarını hep beraber yaşıyoruz. Sadece 1.379.934 oy farkla, yani kullanılan oyların sadece %2,7 oranlık bir farkıyla bu değişiklik onaylandı. %51 ile geçen bu anayasa değişikliğine ise en çok mühürsüz oylar damgasını vurdu. Bazı seçim kurullarının mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayması sonucunda (ki bu rakamın 2,5 milyon civarında olduğu iddia ediliyor) anayasa değişikliği ‘yasal’laştı. Fakat toplumun tüm kesimlerinde bu referandum, anayasa değişikliğine ‘evet’ diyenlerin dahi vicdanında meşrulaşmadı.

İşte EMO Ankara Şubesi’nde 16 Şubat 2020 tarihinde yapılan seçimler de Demokrat Mühendisler açısından mühürsüz bir seçimdir. Mevcut yönetim %1,99 oranlık bir farkla EMO Delegasyonunu kazanmıştır. EMO’nun, hatta TMMOB’nin önemli birimlerinden birisi olan EMO Ankara Şubesindeki bu seçim sürecinin sonuçlarını hep beraber yaşayarak göreceğiz fakat ‘yasal’ olan bu seçim asla Demokrat Mühendislerin vicdanında meşruiyet kazanamayacaktır! Ön seçimde, yani demokratların kendi aralarındaki seçimde kazanamayacağını anlayınca sağcı, gerici güçlerle ittifak yaparak Şube Genel Kuruluna giden, sadece çevre illerden değil, Ankara’daki gerici güçlerle de beraber olmakta beis görmeyen mevcut yönetim EMO’nun demokrat geleneğine büyük bir darbe vurmuştur. Bu darbe bizim açımızdan ‘adam kazandı’ teslimiyeti ile açıklanacak bir durum değildir.

Demokrat olan İl Temsilcilerinin görevden alınmasıyla başlayan bu sürecin sonuçlarına dair notlarımı paylaşmaya devam edeceğim.

Şimdilik kalın sağlıcakla…

EMO’da Neler Oluyor-1

EMO’da Neler Oluyor-1

Merhabalar,

Dünya zor bir sınavdan geçiyor. Pandemi sebebiyle ekonomiler çökmenin eşiğinde. Kapitalizm zaten son zamanlarını yaşarken pandemi sebebiyle çöküşünü hızlandırdı. Eşitsizlik ve adaletsizliğin son dönemlerde daha da derinleşmesiyle beraber zaten kapitalizmin sona erdiği en büyük kapitalist ülkelerin liderleri tarafından da itiraf ediliyordu. Pandemi de gösterdi ki, kapitalizm insanlık için çare olabilecek bir sistem değil. Başta sağlık sistemi olmak üzere pademi döneminde kapitalizmin birçok aygıtı sınandı ve hepsinden sınıfta kaldı. Artık daha özgür, eşit ve adil bir dünya kurmak için kolları sıvamanın zamanıdır.

Kapitalizme ayrılan sürenin sonuna gelirken AKP’yi de benzer bir son bekliyor. Yapılan tüm anketlerde MHP ile kurulan gerici ittifak %45’lerin üstünde görünmüyor. Ayasofya’nın apar topar açılması bile bu gerici ittifakın sonlanmasını engelleyemeyecek gibi görünüyor. Tabi son anda yeni birşey olmazsa. Çünkü bunca yıllık iktidarın kaybedilmesi ve bir daha geri gelemeyeceği endişesi AKP’yi ve küçük ortağını daha fazla saldırganlaştıracak ve her yolu denemesine yol açacaktır. Elbette AKP’nin geleceği sadece içerideki hamlelerle değil, uluslararası güçlerin nasıl konumlanacağı ile de şekillenecektir.

Eminim hepiniz Türkiye ve dünya üzerine günlerdir yeterince doyurucu ve derinlikli yazılar okuyorsunuzdur. İtiraf etmek isterim ki, okuduklarınızdan daha derin veya yeni birşey söyleme şansım yok. Dolayısıyla ben bu yazıya da başlığını veren asıl meseleye doğru yavaş yavaş yanaşsam iyi olacak.

Türkiye’deki faşizm koşullarının daha da ağırlaşması ve bu faşizm koşullarına karşı yapılan muhalefet etme biçimlerinden hiç şüphesiz siyasal ortam yoğun bir şekilde etkileniyor. Dolayısıyla anlatacaklarımın bu bağlamda değerlendirilmesinin yazdıklarımı daha anlaşılır ve sağlıklı bir şekilde tartışılır kılacağını hatırlatmak isterim.

Bu yazı dizisinde EMO’da son dönemde yaşanan tartışmaları ve özellikle Ankara Şubesi’nin yeni dönemine dair görüşlerimi aktaracağım.

Biliyorsunuz, EMO Ankara Şubesi’nin 24. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını 2 yıl boyunca yaptım. 2020 yılının 15-16 Şubat’ında yapılan 25. Olağan Genel Kurul’da yeniden aday oldum fakat 2088 kişinin oy kullandığı, 2058 oyun geçerli sayıldığı seçimde delegasyonda 924 oy ÇÖDM, 883 oy Demokrat Mühendisler, 187 oy Anadolu Mühendisler grubu oy aldı. Benim içinde yer aldığım Demokrat Mühendisler grubu delegasyonu 41 oyla kaybetti. Kurulların oylamasında ise ÇÖDM’nin en yüksek oyu 981 iken, Demokrat Mühendisler listesinin en yüksek oyu 885 idi. Bu istatistiksel detay yazının ilerleyen veya sonraki bölümlerinde zaman zaman atıf yapacağım bir bölüm olacak. O yüzden ezberinizde tutmanıza gerek yok. 

Seçimler Şubat’ın ortasında tamamlandı fakat tartışmaları bitmedi. Zira seçime süpriz bir şekilde katılıp liste çıkaran Anadolu Mühendisler Grubu ve Ankara Şubeye bağlı il/ilçe temsilciliklerinden katılanlar seçimin belirleyicisi oldu. Özellikle seçim öncesi ÇDM grubundan UA, MM, ŞK ve RÖ’nün Kayseri, Afyon, Kırıkkale, Nevşehir ve Aksaray’a yaptıkları seferler karşılık buldu ve bu illerden taşıdıkları oylarla seçimi kazandılar. Bu illerde kurdukları ittifakların niteliğini burada detaylı anlatmama gerek yok sanırım. Sonuçta eğer bu yazıyı okumaya merak duymuşsanız ve de bu satırlara kadar gelmişseniz eminim ki konuya vakıfsınızdır.

Tabi bu arada sadece çevre iller değil, Ankara’da yıllarca Meslekte Birliğin liste başı olmuş, Türk Telekom’da yönetici olduğu dönemde çalışanların kendi gerici listesine destek vermesi için işleriyle tehdit etmiş, Meslekte Birliğin eski şefiyle de ittifak görüşmeleri yapılmış. Aslında bu ittifak görüşmeleri seçimden önce yapılan Ankara Şube Danışma Kurulu toplantısında ifşa edilmiştir. Bunun üzerine bu eski şef ÇDM grubundan UA’yı arayıp yeniden görüşmelere başlamış ve attığı ÇÖDM’ye destek mesajlarıyla etki alanındaki meslektaşlarını seçime katmıştır.

Yazının girişinde Türkiye’deki konjonktürün sadece iktidar etme biçimini değil, aynı zamanda muhalefet etme biçimini de etkilediğinden bahsetmiştim. CHP’nin son dönemde AKP’ye karşı geniş bir cephe kurmaya çalışırken AKP artıklarını, sağcı gerici güçleri tek bir çatı altında toparlamaya çalışması özellikle son dönemde demokrat çevrelerde yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Birleşik Muhalefet Cephesi kuracağım derken son 18 yıllık tahribatın mimarlarını, sırf şu anda AKP’ye muhalefet ediyor diye demokratlarla aynı saflara çekmenin Türkiye siyasetinde ne gibi sonuçlara yol açacağını ilerleyen günlerde hep beraber göreceğiz. İşte bu yöntemin bir benzerini de Şubat’taki EMO Ankara Şubesi seçimlerinde yaşadık. Demokrat Mühendislere karşı sadece kendi tabanlarını seçime taşıyarak kazanamayacağını anlayan şu andaki mevcut iktidar bloğu, temsilciliklerdeki, Ankara’daki Meslekte Birlik artıkları ile ittifak yapmış ve EMO Ankara Şubesi’ndeki Demokrat geleneğin ara vermesine neden olmuştur. 

Devam Edecek…

Yazının 2. bölümü: http://www.omurhansoysal.net/2020/08/16/emoda-neler-oluyor-2/